seyneb's profile_z0dy4c_PhotosBlogListsMore Tools Help

seyneb .

Interests
Bizi bilen bilir.... Biz üç kisiyiz. Ben, Keyfim ve Kahyası....


Sevdin mi Mecnun gibi sevipte düşme çöle... Sevdin mi Ferhat gibi sev hiç olmazsa; git dağ del, su getir köyüne de aşkın bi işe yarasın!

Aklım deme fikrim deme hepsini öldür, o göl gibi görünsede çöl diyorsa çöldür...
 
 

♥____Canlı TV


Canlı TV izleyin

cz002.gif

Arama Motoru (google/msn)

                                            

 Ne zaman gözyaşın yağsa yüzüne

Güneşin nefesi değse sesine

 Seni ben

Sayrılı bir mıh gibi

Yüreğime saplarım

Sonra ceplerime doldurup anıları

Yaramaz bir çocuk gibi

Kaçarım...

 

 

Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum

Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

  

 Converse Black and White Hi

converse

Converse & Volley BallConverse love

Converse All Star - 2

Converse

converse

Converse

Converse = Love

That Converse Shotgreen converse

Converse

Converse-ation

 

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
情 闲wrote:
Jan. 25
Zeki Erwrote:
Ekseninizi inceledim. Çok güzel. Roman gibi, masal gibi ama hayatın gerçekleri. Ruhunuza ve yüreğinize sağlık.
Saygılar..Sevgiller..Mutluluklar..
Dec. 20
Oct. 27
August 08

Bir Ayrılığın Anatomisi

 
 
askını helal et
 

 

BIR AYRILIGIN ANATOMISI

"Insanlarin birbirini tanimasi için en iyi zaman, ayrilmalarina en yakin
Zamandir", der Dostoyevski...

Veda acisi, kabugunu soyar insanin; yildizini kaziyip çirilçiplak ortaya
Serer.

Birlikteligin örttügü tüm kusurlari ayrilik sergiler.

Bir ayrilik arifesinde helallesilir ve o an hakiki tabiatlariyla
yüzlesilir.

"Ölene kadar" diye söz verilmistir, AMA "ölüm yolunda" baska tercihler
Belirmistir.

Kararsiz prensesin vicdani azap çekerken 7 cücelerin somurtkani "aklini
Basina al" diye fisildar kulagina; haytasi ise "kalbinin
Sesini dinle" diye cekistirir eteginden.

Hep hayran bakan gözlere, hatalar takilmaya baslar.

"Ama"yla biter alelade iltifat cümleleri: "Sen iyi bir insansin,
AMA arkadaslarin kötü", "Seni seviyorum, AMA bu iliskide mutlu
Degilim", "Ben baska türlü bir beraberlik düslemistim" vs..vs..

Sonra gelsin uykusuz geceler... Bir türlü karar verememeler...
Ruhen gidip gelmeler... "Hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah
Ertelemeler...

Birlikteymis gibi yaparken, sevecek baska yüzler, yüzecek baska denizler
Kollamalar..

"Aslinda bütün bunlar bizim iyiligimiz için"e kendini kandirmalar.
Sonrasi hep ayni:

Bekleyenin "Hani sonbaharda bulusacaktik. Hazan geldi geçti, sen gelmez
Oldun" sizlanmalari...

Bekletenin "Geliyorum AZ kaldi" oyalamalari...
Bittigini bile bile isi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten bataga
Saplanmalar... Terke makul bir gerekçe ararken hepten çarsafa
Dolanmalar... Veda konusmasinda süslü iltifat cümlelerinin arasina, o
cümleleri

hiçlestiren mayinlar serpistirmeler...
Üzgün görünmeler... Bagis dilenmeler... "...AMA kaçinilmazdi" demeler...
"Sözünden caydin" yakinmalarini "Sen de eski s
en degilsin. Degismissin"
Diye gögüslemeler...

...asil kendinin degistigini bilmez
den gelmeler...
Ve son sahne:

Terk edenin o mahçup "Gönlüm baskasinda" itirafina karsilik terk edilenin
Kirik çalimi:

"ugurlar olsun! Ben yoluma devam ediyorum".
Ihanetler hep böyledir: Ilki, bir yenisine
 gebedir; ikincisi daha AZ aci
Verir.

Ondan sonra dur durak yoktur: Güvenilmez asIk, sevdikçe kiran,
gezdikçe ardinda bir kirik kalpler mezarligi birakan bir dervise döner.

Artik acilara hapsolmustur: Bulusmak istedikçe ayrilacak,
Birlesmeye çalistikça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"i
Tutup terk edildiginde mukadder yalnizligina kapanacaktir.
 
sen gitmekten söz ettin ve gittin hrktli hikaye
 
Seviştiğim Her Erkeği SenLe Aldatıyorum, Seviştiğim Her Erkeğe Seni Anlatıyorum... 
 
(Başardın artık bende gidenlerdenim)
 
July 04

..........

 

 

Gözüm kapalı bakmışım meğer...

Seni yokken var saymışım meğer...

Yıllar geçmiş ben saymışım meğer...

Aşkım deyip hapsolmuşum meğer...

Yıllarca sürer sanmışım meğer...

Ben boşa kürek çekmişim meğer...

Vakit kaybıydı diyemem amma

Senden çoktan vazgeçmişim meğer...

Olsun varsın... Pişman değilim...

Biraz üzüldüm... Hepsi bu...

Ağlamam artık gidenlere, Ağlamam artık bitenlere, Ağlamam artık üzenlere... İhanet edenlere....

 

 

 

 

June 30

Her şey sende gizli....

Maviyebakmak
 
Bu devirde, maviye bakmak gerek sanırım.
Traji komik demek isterdim, ancak içinde bulunduğumuz dönemler ' trajik ' dönemler..Komik olmayan, zor dönemler.
herkesin herşeyi zorlaştırdığı, haberlerin bizi boğduğu, gerçeklerin gerçekten ' acı ' olduğu dönemler..
geçecek elbet..
eminim.
bir gün, birbirimize bakıp sizinle, ' tamam işte, demiştik, herşey düzeldi ' diyeceğiz.

ondan önce, bu dönemlerde, maviye bakmak, sevmek, bilmek, anlamak ve direnmek gerekiyor sadece.

Blogger'ın bile kapandığı zamanlardayız...
insanların birbirine ayıp ettiği zamanlarda..

Sevmek
diyorum ya, sevmek lazım diye...işte ben bu haftasonu sevdiklerimleydim, Pazar günü de dışarıdaki yağmurun getirdiklerini izledim...sürekli ileri alarak bir Fransız filmi izledim, evi toparladım, bulutlu, mavi, karanlık bir Pazar gününü kendi kendime ' cici Pazar ' haline getirdim.

Yaklaşan 29 Ekim bayramına sevindim, gururlandım, Atatürk'ü görmek istedim, keşke dedim, onun fotoğraflarını çekebilme şansım olsaydı...Can Dündar'ın ' Mustafa ' filmi geliyor diye sabırsızlandım, kağıt mendillerimi hazırladım...çünkü biliyorum ben kendimi, Mustafa Kemal'in sesini duyunca hep ağlarım, 10 Kasım'da saat 09.05'de arabalar durup da herkes saygı duruşuna geçince ağlarım..bu yüzden, filmi izlerken kimbilir ne olacak halim..Nur içinde yatsın...

Minik
haftasonu oyunlar da oynadım, gördüğünüz fotoğraftaki minik ve insanda ısırma isteği yaratan arkadaşla :)
kendime komik ayakkabılar aldım, Efes'in ne güzel biralar yaptığını farkettim, yaşadım gitti haftasonunu...

bir daha hayata gelmeyiz diye.
ne olur ne olmaz diye.
insanız diye...

Daliistanbul
Salvador Dali sergisine gittim, yine hoşuma gitti, kalabalık oluşu, insanların sanata bu kadar ilgili olmaları, çok güzel bir sergi olması..bayıldım.
Ara Güler'in çektiği Salvador Dali fotoğraflarına da bayıldım...
Yukarıdaki fotoğraf da onlardan biri, zira Salvador bana poz vermedi :)

Ekim'in son haftasına girerken, dilediğim bir sürü güzel şey var yine...ama bu sefer size söylemeyeceğim bizim için dilediklerimi...gerçek olursa çok sevineceğiz.

biliyorum, bu hafta da geçecek, ' Kasım hoşgeldin..' diyeceğiz, sonra Aralık'ta biraz kar yağacak...herşey düzelecek..

Dittavezeynep

 
 
hayat tesadüflerle dolu...
 
Kathmandu'da çektiğim sağ altta gördüğünüz fotoğrafı bulmuş bir gün Ditta Khalsa adında, taa dünyanın öteki ucundaki bir bey..
Tablo haline getirmek ve bu fotoğrafı boyamak istediğini söyledi, kabul ettim ve sonucu sizinle de paylaşmak istedim..
Ne hoş olmuş, ne güzel...

Her yeni ' an ' birşeyler müjdeliyor aslında bize..

Ditta : thank you very much...you are a great artist! I wanted to share your painting with the visitors of my site because I really liked it a lot!

stay with joy and happiness..
 

 
 
 
 
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım
 
 
ne vakit maçkadan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardım
parmaklarımın ucunu yakardım
kirpiklerini eğer bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
...
 
Atilla İLHAN
 

 

 

 

HER ŞEY SENDE GİZLİ...

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...

Can YÜCEL

 
 
 
April 25

pişştt...

 

'....Bilmiyorum, ama sanki bu bahar
mühim kararlar verecekmişiz gibi geldi bana.
Sanki bu bahar seçeceksin yolunu.
Peki bahar vakti seçilen yoldan hayır gelir mi?
Ama zaten hayır getirecek yollar
hiç senin gibiler için değildi ki! 

Söyle bakayım sen, kaç bahar geçirdin
toprağa bulanmadan?
şöyle çok eskidenki gibi çamurdan köfteler,
topraktan pastalar yapmadan....'

Z1
hepimiz aynı gibiyiz bu aralar - sanırım.
Selin'in yazısında dediği gibi ' ... açıp başımızı, çıkarsak beynimizi, yıkasak bakır leğenlerde..sabun tozlarıyla, çitileye çitileye. şöyle fosurdata fosurdata.. '

size iyimserlik bulaştırmak, güzel şeylerden bahsetmek istiyorum aslında.
bol gülücüklü cümleler kurup, uzaklara daldığınızda aklınıza düşüp sizi gülümsetecek espriler, şakalar yapmak istiyorum..
zor mu bu ara biraz?
' placebo ' melodileri gibi zamanlar bunlar.
gelmeli, gitmeli.
durmalı, başlamalı.
eski kitap aralarında saklı kalmış kuru çiçekleri arayıp da bulamamak gibi.

Zeynepinetegi1
işte böyle etekler giyip, dışarı çıkmak gibi.
öğrenmek galiba hep :
herşeyin aslında bizim elimizde olduğunu ve aslında hep yalnız olduğumuzu öğrenmek gibi.

anladım:
büyümek gibi.
off..çok söyler oldum bunları..

olsun, iyidir, büyümek de iyidir...

korkmadığımız sürece.

Z2  
saçmalıyorsam, bana kızın lütfen..

Tuesday, October 21, 2008 | Permalink

Ekim'dir - ne yapsa yeridir...

Aa1

Geçen gün - bir sohbet sırasında, bir dost ' bu aralar yaşadıklarım, televizyonda izlediğim bir film olsa, sıkılıp kanalı değiştirirdim ' dedi...korkarım, şu an için aynı şey bana da uyuyor..

durduğum dönemlerden biri, kendime bile hayrımın dokunmadığı, böyle etrafta olup biteni izlemekten başka birşey yapmadığım, kendime çok da birşey katmadığım bir dönem..

Elbette bir anlamı vardır, Ekim'dir, olur, Kasım daha iyi gelir.

Ekim'de, Feridun Düzağaç iyi gelir, biraz sıcak çay, hadi belki yanına bolca karbonhidrat..

bir de rengarenk örgü battaniye, ayaklar üşümesin diye, geceleri televizyon karşısında..

Aa2 

aşk da, periler de, sihir de uzak bu aralar bana...

bazen güleceğim geliyor, hayat bana ne öğretmeye çalışıyorsun??? 

dersimi iyi çalışmadım da sınıfta mı kaldım acaba...

dur bakalım, günler kısalıyor, geceler iyi gelir,..hem geçen gün sabahın köründe uyandım, gökyüzüne baktım, ay tepede bana bakmış göz kırpıyor...selamlaştık, sevindik birbirimizi gördüğümüze..

Bu da demek oluyor ki, hayat güzel ve evet, herşeyin bir anlamı var..

yani : ders çalışmaya devam.

kopya çekmek yasak.

notlarınızı düzgün tutun....

dersinizi iyi çalışın...

bir de gülümseyin :)

fotoğraflardaki küçük bey ailemizin yeni üyesi...ne iyi etti de geldi..

:)

Sunday, October 19, 2008 | Permalink

gülelim eğlenelim

Istanbul1

Istanbul2

Kuspazari1

Biliyorum.
Sen de bil.
İstanbul yalnız bırakmıyor seni, hangi sokağa saparsan sap - hangi yola girersen gir.

herkes gülsün istiyorum - belki fotoğraflardaki bu enerji bu yüzden.
ben onlara ' gülümseyin ' demiyorum, onlar gülümsüyor, çok güzel oluyor.
komik miyim de gülüyorlar, bilmiyorum, olsun varsın, sonra ben de gülüyorum. ayaküstü sohbetler, espriler, anlatılanlar, paylaşılanlar.
E anlasana kardeşim işte, hepimiz insanız.
Aslında bu kadar basit.
insan gibi davranmak istemeyenler, tek ayak üstünde şurada beklesinler, cezalılar.
Benim işim insan olanlarla.

' güler misiniz? '
çok güzel oluyorsunuz gülünce. böyle devam.

Kuspazari2

kapalıyım bu aralar aslında - nedensiz bir şekilde, kaplumbağa misali, başımı yuvamdan içeri sokup dışarılara pek çıkaramayacak kadar kapalı.
yine de, bu şehir, bırakmıyor,
sarsıyor, kendine getiriyor insanı.

iyi geliyor.

Galata

sonra insanın canı badem ve fındık yiyip, yanında bira içmek istiyor.

İstanbul, bira göbeği yapıyor : aman dikkat!

ne güzel olur...

Kars

Merhaba,

Orda mısınız?
Geldiniz mi? Zeynep neler yazmış, neler yapmış diye bakmaya mı geldiniz?
Ne iyi ettiniz, hoşgeldiniz...
Nasılsınız??
Hayat nasıl davranıyor size?

Ben mi?
Ben, biraz karışığım bu ara. iyiyim genel olarak. Allah'a şükür..
Ülkede, dünyada olup bitene üzülüyorum...
Internet icat oldu ya, her kötü haber hemen yayılıyor...of ne çok insan ölüyor...öldüren kim? yine insan...aklım ermiyor...

filmlerde olur ya, esas kız gözlerini kapatır açar, ' gerçek mi bunlar ' dercesine...
sürekli o haldeyim..

hayatı ti'ye alacak hal kaldı mı??
sanmam...
' ama ' sı var mı ki...vardır elbet..

' hayat bu ' diyerek geçecek miyiz...
korkarım ' evet '...

Bitlisedogru

aşk düşüyor gönlüme, küçük kızlar gibi saçmaladığım oluyor, gülüp geçiyorum...
Mr. Muscle tip değiştirmiş, pek bir burnu havada olmuş bu yeni hali, aman diyorum, eski hali ne güzeldi, yakışıklıydı bizim Muscle..

sonra diyorum, Doğuya gitsem yine..
Doğu Anadolu'ya...off..söylemesi bile ne güzel..Anadolu...
size daha önce de söyledim bunu, hadi, seneye tatile nereye gitsek diye düşünen varsa, gider misiniz doğuya??? ah ne çok seveceksiniz orayı...
hep diyorum...yalnız bırakmışız oraları, ürkmüşüz, bırakmışız, ama bir güzel ki oralar...gidin ne olur...hem ne çok sevinecekler sizi görünce..bilemezsiniz..
- ben biliyorum buraya gelip, seyahat yörüngesini belirleyen bir sürü insan var...
Evet - bir sürü yere gidiyorum, ama önce, en önce Anadolu'yu görmek lazım...olur mu?
lütfen...

Kars1

Gunesinkizi

eskisi gibi...

hayat çok kısa..biz : herşeyi erteleyip duruyoruz...
sonumuz Allah kerim...

ne olur..elinizden geldiğince ertelemeyin birşeyleri..hele sevgiyi : hiç ertelemek olmaz...

siz, beni dinlersiniz..
benim sizi dinlediğim gibi..

hem çok iyi bakarsınız kendinize bu haftasonu..
şükredersiniz gökyüzüne bakıp...

sevdiklerinize sevdiğinizi söylersiniz...

ne güzel olur...

şimdiki zaman içinde...

Diyarbakir1

Hindistan

Evvel zaman içinde değil, şimdiki zaman içinde bir gün, insanlar unutmuş sevgiyi..
Herkes birşeylerin peşine düşmüş, para, savaş, güç, hırs, bencillik..
Masal orda başlamış..
kimse içinden gelerek kucaklaşmaz olmuş, gülümsemeyen suratlar doluşmuş sokaklara, karanlık olmuş heryer...
gökyüzüne bile doya doya bakamazlarmış..
seneler önce filmlerde izledikleri felaket senaryolarının içine düşmüş insanlar..

bilmezlermiş, masalmış, rüyaymış, gerçek değilmiş oysa ki..

Kathmandu

Rize

onlar kendi telaşelerinde uğraşadursunlar, bir tek çocuklar farkındaymış bunun masal olduğunun..
bu kötülüklerin geçeceğinin..
herşeyin ileride daha iyi olacağının ve masalın güzel biteceğinin..
çocuklar biliyormuş da ondanmış böyle gülmeleri..

bir tek onlarmış sevgiyi bilen, hatırlayan..
ama sabredeceklermiş...
büyükleri, tek ihtiyaçları olan ve unuttukları şeyin sevgi olduğunu hatırlayana kadar sabredeceklermiş..

sonra çiçek dolacakmış her yer, lunaparklar, sirkler, karnavallar olacakmış..

onlar erecekmiş muratlarına, biz de çıkacakmışız kerevetine..
ah belki o zaman gökten üç tane elma bile düşecekmiş...

* dinlediniz mi...ne güzel...

Çikolata Renkli Zeynep

Evet - meğer yaz bitmemiş, azıcık kalmış da kendini bana saklamış, Antalya'da buluştuk.
kapkara oldum, bacaya düşmüş olduğum zannedilebilir.
denize de girdim.
iyi ettim.
uzun zamandır denize girmemiştim.

kış geldi artık neredeyse.
polar sabahlıklarla oturmak vaktidir.
uçan bir panjurum var.

konudan konuya atlamak gibi olmasın, sıcak çay içmek iyi geliyor ( Doğadan'ın Ballı Yeşil Çayını sevdim bu aralar. )

Atthebeach

Haftasonuna cıvıl cıvıl başlayıp, size rengarenk, cicili bicili bir yazı ve fotoğraflar sunmak istiyordum.
aldığımız haberlerden sonra pek içimden gelmedi...

Thedogatthebeach 

Bayram Geldi, hoşgeldi!

Rize1

göz açıp kapayana kadar geçti zaman, Ramazan da bitiyor.
Eylül geldi daha dün gibi, şimdi Ekim kapıda.

güzel aslında bütün bunlar.
düşününce, yaşıyoruz işte.
yaşamaktan güzel ne var ki?

Ben, uzun zaman sonra, kaç sene sonra, kısmetse Antalya'ya gidiyorum bu bayram, ailemin yanında olacağım inşallah.
denize girebilir miyim bilmem bu havada, giremezsem de artık, hava değişimi, biraz dinlence, biraz eğlence...ipod hazır, kitap hazır, düşünelecek bir sürü şey hazır..alınacak kararlar, ruhtan uzaklaştırılacak kuruntular, bekliyorlar şimdi. tabii bir de bayram kutlamaları, ziyaretler..

Yine çok beceriksizce hazırlanmış ve oldukça ağır bir bavulum var...hiç değişmiyor ve ben yine, az ve öz bavul hazırlayanlara özenerek, koca bavulla yola koyuluyorum..

Rize2

Ramazan bayramını seviyorum, sanırım kurban bayramından daha çok.

Artık büyüdüm diye kimse harçlık, mendil filan vermiyor, olsun, artık ben büyüdüm, benim elimi öpsünler. Zamane çocukları beğenir mi ki mendil filan??

Bugün bir haber aldım..Eskiden IYS vardı, mektup arkadaşları bulurdu, dünyanın dört bir ucundan insanlar mektup arkadaşı olurlardı bu vesileyle..ben küçüktüm, ablamlar üyeydi, çok özenirdim, hem oldum olası çok sevdim mektup yazmayı, gelen mektupları okumayı...
Merak ettim, ne oldu bu IYS'e diye, araştırdım ve bir internet sayfasında, IYS'nin kendi internet sayfasında aşağıdaki yazıyla** karşılaştım, içim buruldu, üzüldüm...

değerler her geçen gün kayboluyor..işin özeti bu...
IYS diyor ki, çok güzel şeyler yaptık ama artık kimse rağbet göstermiyor mektup yazmaya, internette e-mailler aldı mektupların yerini...demode oldu mektuplaşmak..

doğru..
artık bayram tebrikleri bile e-maille yapılıyor..
herşeyimiz sanal..uzak..biraz da donuk..
aşk mektubu diye birşey bile kalmadı, inanabiliyor musunuz!
aşk e-maili..
inanılmaz!

hatırlar mısınız, mektuplaştığımız zamanları? Güzel mektup kağıtları, kalemler, özenli bir yazı...sonra posta kutusuna bakmalar, mektup geldi mi, pulu nasıl acaba diye merak etmeler..
şimdi evlerimizin dışındaki posta kutularına mektup geliyor mu?
korkarım hayır, tek gelen faturalar!
onlar da hiç güzel değil!

Bayramlar bile değişti...eskiden bayramlar bayramken, şimdi daha çok tatil..

her değerimizi almaya niyetli bizden bu düzen...
direnebilir miyiz, değelerimizi koruyabilir miyiz bilmem...

ama mektuplar güzeldi...
hem de ne güzel...

bu yüzden bu bayramı ben biraz daha bayram gibi kutlamaya karar verdim..
siz de öyle yapın,
doya doya bir bayram kutlayın, sevdiklerinizle, en güzel giysilerinizle, mutlulukla, sağlıkla..

Mutlu bayramlar..

**IYS'nin duyurusu:

IYS will be closing down this summer, by 30th June 2008

The International Youth Service (IYS) has been operating since 1952, over 56 years now. We have arranged foreign pen friends for school children and students aged 10 - 20 years in over 100 different countries.

The internet has lead to a situation where sending ordinary letters is old-fashioned. Letter writing, once very popular, is now a hobby of a few.

We have come to the end of a certain period. As we can not find enough young people interested in penfriendship any more, we have decided to close down this firm by 30th June 2008.

We thank all our customers, both children and teachers, in past years and wish you happy times. Don't stop learning different languages and cultures and keep up those penfriendships you have managed to build up.

The staff of INTERNATIONAL YOUTH SERVICE

belli mi olur...

Doguda1

Kk3

Doguda2

soğudu havalar.
demiştim size, bu mevsim böyledir diye..

kendime söz geçirmeye çalışıyorum.

biraz - ' tuhaf ' mıyım neyim bu ara..
belki, biraz ' uzak '.

çok şeye kızıyorum.
siz de kızıyorsunuz, biliyorum.

çok şeye sevinmek istiyorum, aynı sizin gibi..
olur mu ki?
olur belki...

belli olmaz, biraz bekleyelim.
biraz, soğuk hava iyi gelir belki.

sonra, bir bakmışız, sevinmişiz bi dolu..
sevilmişiz hem..belli mi olur?

aman, herşey bir yana, çocuklara bakın, ne tatlılar,
kış geliyor, üşümeseler bari..

Tuesday, September 23, 2008 | Permalink

Yağmur gelince..

Yagmur

Yağmur gelince, küçük liseli bir kız gibi hissedecekmişim meğer..
durup durup herkese anlatmak, bütün şehre ilan etmek isteyecekmişim. sonra - hep yaptığım gibi susacakmışım.
masal - sırmış bu sefer.
belki - gerçekten masalmış, sonunda kimsenin muradına ermeyeceği cinsten, ne başı ne sonu olan, gerçeküstü olaymış - belki.

sonra Pazar sabahı en erken vapurlardan birine binecekmişim.
pencere kenarına oturup, yağmur damlalarına anlatacakmışım herşeyi.

sonra bolca uyuyup, utanmadan bir de pizza yiyip, film izleyerek geçirekmişim Pazar gününü.

sonra bilgisayarın başında oturup ' delete ' tuşunu çokça kullanıp, birşeyler yazacakmışım.
dışarıda yağmur yağarken,
satır aralarında anlaşılmayı ümit ederek.
ve güzel bir hafta dileyerek.

Welcome to Chapter 32, Zeynep. .

Dogumgunu

inan ki, deli değilim.
bazen - belki, biraz..hani olur ya...

inan ki, kimseyi incitmek olmadı amacım..
bazen - işte, istemeden...

inan ki, yaşadığım hiçbirşeyden pişman değilim...

ve, biraz uyuzum evet, hele dışarıdan fena halde ' burnu havada ' görünüyorum.
evet - olmazsa olmazlarım var, kurallar, prensipler, şu ana kadar kimsenin aşamadığı duvarlarımla beraber en baş köşede duran.

ama - sanırım iyi biriyim.

sokakta yanından geçen herhangi biri gibi,
sıradan, hayattan biri.
belki göz göze geldiğin, sonra bir daha hiç hatırlamadığın...

dünyaya gelmişim işte, 18 Eylül de doğumgünüm.
küçükken hep okulun ilk açıldığı haftaya denk gelirdi 18 Eylül.
artık, okul yok.
büyüdüm ben.

sayfaları çevirdim, şimdi geldim 32. bölüme.

görüyorum, bir sürü dip not var bu bölümde. yazar show yapmış bu bölümde diyorlar, hadi bakalım..
uzun uzun hikayeler, masallar, periler var.

herşey yepyeni.

bir tek ben - aynıyım.

geçen bölümlere dönüp baktım,
dolu hikaye.
bundan sonraki bölümler sürpriz.
çikolatayı ye, içinden çıkan yumurtada oyuncak var, bakalım ne çıkacak yumurtadan.
oyuncağı yap, büfeye koy, süs olsun sonraya..

diliyorum..
sevgi..
mutluluk..
sağlık..
uzaklara bir sürü seyahat..
aşk..
para ( sayısal kadar çok olsun ne olur! )
huzur...
güzellik...

ama tek bir şartla..hepimize olsun bunlar, bir tek bana olmuş, ne anlarım...

iyi ki doğdum.

Wednesday, September 17, 2008 | Permalink

İ s t a n b u l

Galatakoprusu

Galata

' S a ç m a l ı y o r s u n !!! ' dedi İstanbul bana bu haftasonu, aldı karşısına, kızdı, bağırdı...
Bir yandan okşarken saçlarımı, bir yandan azarladı...
avaz avazdı, hoyrat, öfkeli...

Galata Köprüsü'nde oturdum bir balıkçının taburesine, karşımda vapurlar, martılar - ve İstanbul...
işte İstanbul..

uzun uzun söylendikten sonra bana, gülümsedik karşılıklı...
iki kaprisli kadın gibi.
iki yalnız kadın gibi.
sen gibi, ben gibi.
biz gibi.
aşk gibi.

Galatakoprusunde

Galata idi.
Köprüsüyle, kulesiyle, en güzelinden.
İstanbul'un en sevdiği, en gözü gibi koruduğu, benim en çok ' ben ' olduğum yerdi, Galata.

' a ş k ' kelimesi ne çok yakışıyordu bu kente, tanımıydı belki, belki de diğer adı İstanbul'un : aşktı.

o yüzdendi öfkesi bana.
göz kırptı sonra.
yine gülümsedi.
utandım...

Istanbul1

duvarlarımız vardı ikimizin de, sur gibi upuzun, koca koca duvarlar, içine sakladığımız kendimizi...

Galata'daydık, bir ben vardım, bir İstanbul...
sonra bir martı geçti,
gülümsedi bize.

bir vapur dumanının siyahlığı dağılırken gökyüzünün maviliğine,
denizde yansımamıza baktık İstanbul'la...
.... başladık bir Sezen Aksu şarkısı mırıldanmaya...

'..Günlerden güz mevsim sepya
Bir tüy kalemle çizilmiş bekler
Bir hayat daha olmalı der gibi
Kahverengi tonlarda uykularda...'

Sunday, September 14, 2008 | Permalink

Size Selam Getirmişem

Nepal1

Onları daha önce de burada gördünüz.
Favorilerimin başında geliyor fotoğraflarda gördüğünüz beyler.
Hep unutuyorum, bu sefer söyleyeyim dedim..
size selamları vardı.
hepinizin içindeki ışığa selam göndermişlerdi.
söyliyeyim de, üzerimde kalmasın.

Nepal2

Nepal3

Sonra birşey keşfettim; hani deneyler filan yapıyorlar ya böyle yerin altında, ben anladım! Anladım ki, birileri doğuda bir yere mıknatıs sakladılar, işte o mıknatıs çekiyor beni o tarafa doğru, sürekli.
ben gidemedikçe, mıknatıs etkisi işte, saçlarım diken diken oluyor, bir cadıya dönüşüyorum.

Cadı olmak üzereyim - haberiniz olsun.
hayalleri olan, insanın içindeki ışığa selam veren o insanların yanına, o hikayelerin içine koşup gitmek isteyen bir cadı..

Hep aynı şeyleri söyler oldum son zamanlarda, sıkılmıyorsunuz değil mi?
Sıkılan varsa, haber etsin.

ne çabuk geçti bu hafta.
yüzüme yeni misafirler geldi, bir kaç sivilce.
dayanamadım, muhallebi de yedim. afiyetle. sonra yine kendime kızdım.
esen rüzgarı daha da bir sevdim bu hafta.
Doğan Apartmanında bir ev hayali kurdum.
uçtum anlayacağınız.
cadılar uçar işte.
ondan.

sizlerden yine bir sürü mail geldi, şahanesiniz!!!
teşekkür ederim.
günümü gün ediyorum gelen güzel maillerle, yepyenisiniz, ışıl ışıl..hepinize Maşallah...hoşgeldiniz.

bir de telefon sapığım oldu.
nefret ettim kendisinden.
telefonuma numarasını ' açma sakın, bu senin sapık ' olarak kaydettim.
kendisini esefle kınıyorum.
Allah hepimizi belalardan, sapıklardan korusun.

gidip güzel bir hafta sonu yaşayalım da, sonra hafta başı görüşelim yine burada.

size güzel fotoğraflar toplasam sokaklardan, yeni yüzler, yeni hikayeler,
ne güzel olacak.
dur bakalım, kısmet..

Thursday, September 11, 2008 | Permalink

T r a g e d y a l a r

E1

' ...
giderek siz oluyorsa bütün bir kalabalık
yüzünüz yüzlerine benziyorsa, giysiniz giysilerine
ansızın bir hastanın kendini iyi sanması gibi
gücünüz yetse de azıcık bağırsanız
Bir yankı : durmadan yalnızsınız
Durmadan yalnızsınız
...'

Edip Cansever

E2

Tragedyalar içinde ülke.
içim kararıyor, televizyonu açtıkça, haberleri izledikçe..
düşünen var mı ülkeyi, insanları, bilmem..
yok gibi.
peki ya çocukları? - hiç sanmıyorum.

Tragedya ne?
Türk Dil Kurumu'nda yazıyor..
tragedya
(trage'dya) Latince
Trajedi.

Rezalet ne?
O da Türk Dil Kurumu'ndan :
Toplumun duygularını inciten olay veya durum, kepazelik, maskaralık, rezillik

Istanbul size çok kızıyor beyler, martılar, balıklar, güvercinler hep kızgın, Galata Kulesi bile hüzünlü, sepya, bulut bulut.. hele çocuklar, suratlarını asmışlar, çocukluklarından bıktıracaksınız onları - ha gayret, az kalmış...
Acının eğiticiliği ile mi eğiteceksiniz bu çocukları...

Ben, a n l a m ı y o r u m. .
kusura bakmayın.
tragedyalar - sahne 1.

Istanbul

* K ı s m e t *

Kahvefali

Sayısal bana çıktı mı bilmiyorum, daha bakmadım.
Canım tadelle istiyor, ama o eski tadellelerden - yine de yemiyeceğim! Beni yenemeyecek çikolata * en azından kısa bir süre için ;)

Kuzi kahve falı baktı. güzelmiş falım.
of of, işimiz fallara mı kaldı!
olsun, güzel şeyler duymak pek hoş.
Türk kahvesinin içine kakule atmıştım - deneyin bakın.. ( Mardin'deki kahveciler gibi çekemedim kakuleyi - ben de tane kakule atıyorum kahveyi saklarken, pişirince mmmhhh nefisss!! )
Bir de damla sakızlısı var, çok seviyorum, İstanbul'da yok galiba, ama İzmir'e giden oldu mu, sipariş veriyorum.
Kahve güzel şey arkadaş.

Zeynep1

İstanbul sokaklarındaydım haftasonu, eskisi gibi hani.
özlemişiz, hasret giderdik.
dediler, ' yine gel. '
' kısmetse..'

Kısmetse, çikolata da yemem ( siz benim yerime yiyin bari )
Kısmetse, bu haftamız güzel olur, misler gibi bir sürü güzel haber alırız da, höpürdete höpürdete içeriz kahvelerimizi,..
Kısmetse, falımız da güzel olur..

Bir sürü güzel kuş çıksın falınızda, hadi afiyet olsun..

Sunday, September 07, 2008 | Permalink

Sevgili Internet Kullanıcıları, hoşgeldiniz.

Karadeniz2

Merhaba Sevgili Abone,
internet abonesi. modemlerinizin sayesinde buradasınız, hoşgeldiniz. Modeminizin ayarıyla oynamayın zira evet, site yavaş yüklüyor, çünkü çok fotoğraf var.

Şu internet denen şey ne ilginç, ne akıl almaz birşey...
Düşünsenize, biz pembo sakız çiğnerken, Çokomel kağıtlarını düzleştirip defterlerimizin aralarında saklarken, internet diye birşeyden bahsetseler, boş boş bakardık, ' ne diyor bunlar ' derdik..
Ama şimdi, hayatlarımızın büyük bir kısmını etkileyen, belki de ' vazgeçilmezler ' listemizde baş sıralarda yer alan bir gerçek oldu internet.
Hale bakın, ben, ' ki bu siteyi takip eden insanların çoğunluğu yüzümü bile görmedi ', oturmuşum burada, ' ben şuraya gittim, buraya gittim, fotoğraf çektim, bugün iyiyim, bugün kötüyüm, yok aşığım, yok bilmemne..' anlatıp duruyorum sizlere...Ben kimim? - Zeynep.
Eeee??
İşin tuhafı, ben bu fotoğrafları çekerken, gezerken, tozarken, aklımda hep siz varsınız, ' aaa bu fotoğraf güzel oldu, beğenirler ' diyerek, her ne görüyorsam, paylaşmak isteyerek yaşayan bir hale geldim.
Siz, beni hiç tanımasanız da, siteye girip de birşey hoşunuza gidince veya ne bileyim, herhangi birşeyi benimle paylaşmak istediğinizde, vaktinizi ayırıp bana güzel mailler yazıyorsunuz. İnternet Beyamca da tutuyor o yazdıklarınızı bana getiriyor, ' al kızım Zeynep, gelen kutunda bir mail var ' diyerek. Ben de büyük keyifle okuyorum, elimden geldiğince yanıt yazıyorum ve bir anda ' biz ' oluyoruz sizinle, vay canına! Şahane!
Kavramlar ilginç : gelen kutusu, mail, chat, blog...
Vallahi çok ilginç.
Pembo veya tipitip duysa düşüp bayılır.

Biz - alıştık bu internet olayına bir de, hemen kabullendik, oturttuk baş köşeye..
Onsuz olmuyor, farkında mısınız?

Karadeniz1

Karadeniz3

Şimdi bunları yazarken düşündüm, yaşlanıyor muyum ne..
Nereden nereye, zamane gençliği, benim yaşıtlarımın yaşadığı geçiş dönemini ' yani pembo ve çokomelden internete ' geçişini yaşamadan, bu teknoloji dünyasının içine düştüler..
Ben de, babaanne gibi, ' ah evladım, biz küçükken bunlar hiç yoktu ' diyormuşum gibi oldu bir an.

Ben,
interneti seviyorum.
Sizi de seviyorum.
Zaten interneti, böyle bir paylaşım ve güzellik kattığı için seviyorum.

Keyiflendim bak şimdi.
Aferin bize!

Uzungol

Alın size bir sürü Karadeniz fotoğrafı.

Zaman geçip de, fotoğraflara sonradan baktıkça, daha da iyi anlıyorum ne denli güzel olduğunu Karadeniz'in.
Sindire sindire yaşamak gerekiyor bu toprakları.
Türkiye, kıskandıkları kadar var, çok güzel ve özel bir ülke.

Geçen seneden beri, Güneydoğu ve Doğu Anadolu, Karadeniz gezdim durdum, bildiğiniz gibi.
Ve bakıyorum da..gerçekten ' vay canına! '
Allah nazarlardan saklasın bu güzel ülkeyi. Imkan olsa her köşesini karış karış gezsem.
Ama sayısal loto bir türlü bana çıkmıyor!

belki birgün çıkar,
belki bu Cumartesi?

Haber veririm haftaya..

Şimdi güzel bir haftasonuna, hep birlikte, huzurla, sağlıkla, neşeyle...
En önemlisi, s e v g i y l e ....

 

 

 

 

 

 
3vo|  
Photo 1 of 3
MySpace Comments
 
Grunge Angel at hot-lyts.com
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 

 

 sitene ekle

_z0dy4c_